İŞGAL MECLİSİNDEN KURTULUŞ MECLİSİNE

Son Osmanlı Meclisinden İlk Türkiye Meclisine giden yolun en önemli dönemeci 16 Mart 1920 tarihidir.  İngilizler,  Meclis-i Mebusan’ı ( Osmanlı Parlamentosu ) basarak milletvekillerini tutuklamayı Sevr’i kabul ettirmenin en kestirme yöntemi olarak düşünmüşlerdi.

Demokrasinin beşiği olmakla, monarkın mutlak otoritesini sınırlamakla,  parlamenter sisteme Fransızların aksine yumuşak geçişle övünen İngilizler için Britanya dışında bu standartların hiçbir önemi yoktu.  Bu nedenle Osmanlı başkenti İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ı basıp Müdafaayı Hukukçu vekilleri tutuklamak son derece olağan olup, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildi!

Türklerin kaderi, Osmanlı İmparatorluğunun enerji zengini coğrafyasının paylaşım hesapları yüzünden çıkan 1. Dünya Savaşı daha  başlamadan çizilmişti.Dönemin emperyalist kodamanları için Osmanlı, mirası bir an önce paylaşılması gereken hasta adamdı! Bu anlamda Birinci Paylaşım Savaşının nedeni olan Osmanlı, zaferin de ödülü olacaktı!

1914’te başlayan kapışmanın başında pes etmeyip beklenmedik bir direniş gösteren Türkler, savaşın 1918’e kadar uzamasına neden olmuşlardı. Bağlaşıklar için hesap edilenin çok üstünde kayba ve zarara yol açan, mazlum milletlerin gözünde emperyalizmin  yenilmezlik algısını zedeleyen Türklerin en ağır biçimde cezalandırılması gerekiyordu!

İngilizlerle Osmanlı arasında imzalanan Mondros Silah Bırakışması ( 30 Ekim 1918 ) sonraki gelişmelerin habercisiydi. Ordusunu, donanmasını dağıtmayı, askerini terhis etmeyi, Çanakkale ve İstanbul boğazını bağlaşıklara açmayı, işgalcilerin güvenlikleri açısından zorunlu gördükleri her yere el koymasını kabul eden Osmanlı, kaderini emperyalistlerin insafına terk etmiş gibiydi.

Mondros’un daha mürekkebi kurumadan 13 Kasım 1918’de Çanakkale’yi, Marmara’yı bir çırpıda geçip boğaza demirleyen bağlaşık gemilerinin namluları, yalnızca başkent ahalisini değil, Anadolu ve Trakya’sıyla bütün Türkleri tehdit etmektedir. Aynı tarih, Filistin, Suriye cephesinden İstanbul’a dönenen Mustafa Kemal Paşa’nın, işgalcileri geldikleri gibi göndermeye ant içtiği tarihtir!

İstanbul’da geçirdiği 6 ay, Mustafa Kemal Paşa’ya bağlaşıklarca denetlenen Mütareke İstanbul’unun öncülüğünde bir kurtuluşun mümkün olmadığını fazlasıyla göstermiştir.Kurtuluş Anadolu’dadır. Türk Milletinin sinesine dönmek, onu son bir savaşa, Kurtuluş Savaşına ikna etmekten başta çare yoktur! 19 Mayıs 1919 bu düşüncenin uygulamaya geçirilişinin simgesel tarihidir.

Amasya Genelgesi ( Haziran 1919 ) Erzurum Kongresi ( Temmuz 1919 ) Sivas Kongresi ( Eylül 1919 ) bu düşüncenin kurumsallaşması, hukukileşmesi ve Türklerin bu düşünceye bireysel ve toplumsal olarak katılmasının  önemli dönemeçleridir. Özellikle Ankara öncesi en önemli kurumsallaşma   Sivas’ta geçen 108 günlük süreçteki gelişmelerdir.

Bu süreçte Saray ve İstanbul hükümetleri ( özellikle Damat Ferit kabineleri ) ile  Temsil Heyeti ( Heyet-i Temsiliye )  arasında kıyasıya bir güç ve otorite mücadelesi verilmektedir. Sırat köprüsünden geçmekle eş anlamlı bu mücadeleden Heyeti Temsiliye galip çıkacaktır.Heyet-i Temsiliye Başkanı, askeri ve siyasi strateji dehası Mustafa Kemal Paşa bu süreçte uyguladığı strateji ile askeri ve sivil bürokrasinin denetimini ele geçirecektir. İstanbul’un teslimiyetçi Mütareke hükümetlerinin Anadolu’daki askeri ve sivil bürokrasisine, valilerine, mutasarrıflarına, kaymakamlarına sözü geçmeyecektir. Onlar, Sivas’taki Heyet-i Temsiliye’ye bağlanmışlardır.

Temsil Heyeti, Amasya genelgesinde çağrısı yapılan, Erzurum ve Sivas kongrelerinde onaylanan, milli Mücadeleyi yürütecek bir MİLLİ MECLİS ’in seçimi için bütün halka çağrı ( 7 Ekim 1919 )  yayınlayacaktır. Bu çağrı üzerine Yapılan seçimle belirlenen milletvekilleri Müdafaayı Hukuk yanlısıdırlar. Bu sonuca  göre Temsil Heyeti’nin istediği biçimde toplanacak olan yeni meclisin ağırlığını MÜDAFAAYI HUKUK GRUBU oluşturacaktır.

Temsil Heyeti başkanı Mustafa Kemal Paşa, Milli Meclis’in Anadolu’da toplanmasını düşünmektedir. Arkadaşlarıyla bu düşüncesini paylaşır. O’na göre, İngilizlerin askeri denetiminde bulunan Mütareke İstanbul’unda toplanacak bir meclisin her an dağıtılma olasılığı vardır.İşgal altında Milli Mücadelenin ihtiyaç duyduğu çalışmaları yapması olanaksızdır.Millici vekillerin tutuklanması ve sürgüne gönderilme olasılığı yüksektir.

Mustafa Kemal Paşa’nın bütün uyarılarına rağmen meclisin İstanbul’da toplanması görüşü ağırlık kazanır. Bunun üzerine seçilen vekillerin İstanbul’a gitmeden önce Ankara’ya gelmeleri ve temsil Heyeti ile görüşmeleri istenir.Mecliste güçlü bir Müdafaayı Hukuk grubu oluşturmaları, ulusal kurtuluş için neler yapılması gerektiği anlatılır.

Son Osmanlı Mebusan Meclisi, 164 vekilden 72’sinin katılımıyla en yaşlı üye Bursa mebusu Hacı İlyas Efendi’nin başkanlığında açılır.( 12 Ocak 1920 ) Mustafa Kemal Paşa’nın Müdafaayı Hukuk Grubu önerisine rağmen, bazı vekillerin bastırmasıyla  Felah-ı Vatan Grubu adı kullanılacaktır.

Son Meclis 12 Ocak-16 Mart 1920 arası 2 ay kadar açık kalacaktır. İngiliz dipçikleri tarafından kapısı kırılan, vekilleri tutuklanan meclisin kurtulabilen üyeleri Temsil Heyetinin çağrısı üzerine, işgal İstanbul’undan kaçıp, değişik yollardan Ankara geçeceklerdir.

Parlamentosu basılan, mebusları tutuklanan bir milletin 37 gün sonra, her şeyden mahrum çorak bir Anadolu kentinde yeni bir meclis toplayabilmesi akıl alacak bir şey değildir. Tarihte benzeri olmayan bu mucizeyi Türkler gerçekleştirecektir. Ankara’ya ulaşabilen vekiller, yapılan tamamlama seçimiyle seçilenlerle 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanacak meclis ile Milli Mücadele, gerçek anlamda meşruiyet organına kavuşmuş olacaktır.

Av.Hüseyin Özbek
Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı

Eserler/Kitaplar

İŞGAL MECLİSİNDEN KURTULUŞ MECLİSİNE TERMİNOLOJİK ALIŞKANLIKTAN DÜŞÜNSEL TUTSAKLIĞA TÜRKLERİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN “KADERİN ADAMI” Yüz yıllık Onur MİLLİ KURTULUŞUN GAZİ MECLİSİ BİR İHANET KRONOLOJİSİ RUSLARIN KILIÇ HAKKI NE ZAMAN İBADETE AÇILACAK TEKALİF-İ MİLLİYE DEVLETTEN PARA ALMAYAN ADALET BAKANI SURİYELİLER NASIL KALICILAŞTIRILIR MANDADAN EVVEL İSTİKLAL KUVVETLER AYRILIĞINA DÖNÜŞ İHTARI GÜLE GÜLE ÇAĞDAŞ NASREDDİN HOCA BENİ BURAYA GÖMÜN OĞLUM ÜŞÜR İKİNCİ SARISÜLÜK CİNAYETİ LOZAN ANTLAŞMASI'NIN 92. YILDÖNÜMÜ PROVASI YAPILAN ŞAHADET ŞAM’DA CUMA NAMAZINDAN ANKARA’DA CENAZE NAMAZINA 9 Haziran’da İnebolu’da olmak 7 HAZİRAN SEÇİMLERİ ÜZERİNE TÜRK SOLUNU SİYASAL KÜRTÇÜLÜĞÜN MARABASI YAPMAK SON UMUDUMUZ ANZAK BEYAZ PERDEDEN SIKILAN TAŞNAK KURŞUNU SÖMÜRGE SOLUNUN TURNUSOL KAĞIDI Ters Orantılı Etnik Denklem Türk Kalesi Yıkılırken MAĞDURİYET Mİ HUKUK TANIMAZLIK MI ORTA OYUNU ORTADAN KALDIRILIRSA SÖMÜRGE EKONOMİSİNİN SÖMÜRGE HUKUKU FLAMAN`IN KOYUNU SONRA ÇIKAR OYUNU ANAVATAN AHISKA VATAN TÜRKİYE AYDIN DOGAN MEDYADAN ÇEKİLİRKEN ŞEHİT KAYMAKAM KEMAL BEY PREVEZE Mİ İNEBAHTI MI TÜRK KOVULUNCA GERİDE TÜRKİYE KALIR MI ÜÇÜNCÜ TAŞNAK TAARRUZU TAHSİN ÇAVUŞ `UN ÖLDÜĞÜ GÜN KEREM`İN DÜDÜĞÜ AMA ÖLMEMİŞ DEĞİL Mİ BABA SEN ÇÜRÜMENİN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN ABİDİN? Kürdistan bayrağını göndere ve sineye çekenler –çektirenler – üzerine fütürist bir deneme İMAJ BOZULMASI YA DA “EROL TAŞ” LAŞTIRMA HÜSEYİN MASKELİ YEZİTLİK Ya da ALMAN ALEVİLİĞİ İHTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE SENİN VATANIN NERESİ ? KIRIKÇI İSMAİL AĞA ÜÇÜNCÜ BALKAN BOZGUNU DAYATMASINA HAYIR MANİCİ BAŞI LOZAN ANTLAŞMASI `NIN 93. YILDÖNÜMÜ GÜL DESTİ GÜLÜM DESTİ ODUNUN KURUSU SUYUN DURUSU İSTANBUL BAROSU LAİKLİK PANELİ TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI KERKÜK BARZANİ’YE HOYRATLAR BİZE Mİ? CHP ’NİN YERİNE TAKLİDİ Mİ KONDU? MEZHEP MAKYAJLI ETNİK STRATEJİ UYUM MUCİZESİ Din Makyajlı Etnik Strateji AYRIŞMA DİNAMİĞİ NASIL İMAL EDİLİR SECCADEYİ İSLAMIN KABE’ SİNDEN KAPİTALİZMİN KABE’SİNE ÇEVİRMEK TÜRK ULUSUNU YENİDEN ERGENEKON’A KAPATMAK Postmodern Açılımın Turfanda Meyvesi MEHMET’İ HANGİ KURŞUN ÖLDÜRDÜ  TÜRKİYE’NİN SERMAYESİNDEN SERMAYENİN TÜRKİYE’SİNE İngilizce Ninnilerle (Uyutayım seni, büyüteyim seni, eğiteyim seni...) 90. Yılında Lozan İngilizce Ninnilerle
Yol Tarifi