ZELENSKİ KURTULUŞUN MU DAĞILIŞIN MI MODELİ
Av.Hüseyin Özbek
Sentetik liderlerin ömrü sabah çiği gibi kısa olur. Kurtuluş ve kuruluşa değil yıkılış ve dağılışa programlanmıştır. O halde, beklenen siyasal mehdi olarak pazarlanan sentetik liderden başlayalım. Sentetik lideri belirleyen, senaryoyu yazan, turuncu kaosun takvimini oluşturan aynı merkezdir. Senaryo her ülke ve toplum için farklılıklar taşısa da ana kurgu değişmez. Çevrilecek film için seçilen plato, yüz binleri barındıracak büyüklükte, her yönden ulaşımı kolay kent merkezi ya da yakın bir meydanıdır.
Turuncu kaosun fitili ateşlendiğinde, ortada yüz binlere, milyonlara ulaşan bir kitle yoktur. Çekirdek kadronun yönlendirdiği topluluk süreç içinde çığ gibi büyüyecektir. Yozlaşmış, halkın tepki duyduğu, baskıcı yönetime karşı özgürlük mücadelesi olarak başlayan gösteriler sürecin ilk aşamasıdır. Meydana özgürlük, demokrasi ve adalet talebiyle çıkan yüz binler, işin varacağı noktanın elbette farkında değildir.
Gösterilere karşı, yasal sınırları aşıp, orantısız güç kullanan kolluk, toplumsal tansiyonun düşürülmesine değil artmasına yol açacaktır. Demokratik haklarını kullanan kitlelere yönelik kolluk şiddeti, sentetik lider ve ülkeyi yönetenler arasında giderek sertleşen tartışmalar, fay kırıklarının derinleşmesine yol açacaktır. Meydandan servis edilen görüntülerin ülke içinde dışında yaratacağı tepkiler kaosun memleketin geneline yayılmasına yol açacaktır.
Bu arada topluma, gelecek demokratik yönetimin lideri olarak takdim edilen turuncu aktörün parlatılması aksatılmaksızın sürdürülecektir. Parlatılan turuncu seçeneğin kriminal geçmişi, karıştığı yolsuzluklar, hakkındaki şaibeler, atılan sis bombalarıyla, bıkkınlık veren despotik yönetimden bir an önce kurtulmak isteyen halkın gözünden ustalıkla kaçırılacaktır.
Kitle psikolojisini çok iyi bilen senaristler, gelecekte ülkenin dağılışına ve çöküşüne yol açacak turuncu aktörü lider koltuğuna oturtuncaya kadar çabalarını sürdürecektir. Turuncu seçeneğin, ülkenin kurucu değerlerini içselleştirmiş, kurucu liderleri özümsemiş kimliği ile demokrasiye geçişin vazgeçilmez seçeneği olduğu aralıksız işlenecektir.
Turuncu liderin koltuğa oturtulması ile ülkenin çöküşü ve dağılışı arasındaki zaman aralığı çok uzun olmayacaktır. Ülkenin kuruluş mimarisi ile sorunlu anlayış sahipleri, uygun ortamı bekleyen etnik ayrılıkçı oluşumlar, vatansız bayraksız her dönemin çıkarcıları, kısacası tüm merkez kaç dinamiklerinin harekete geçmesiyle kaçınılmaz son yaşanacaktır.
Geçen yüz yılın turuncu seçeneği, emperyal reçetesi Sevr’i elinin tersiyle bir tarafa itip, kırmızı beyaz seçenekle kurtuluş ve kuruluş sağlayan bir ülkenin yurttaşlarının kendilerine sorması gereken soru şudur: Despotik yönetimin alternatifi olarak piyasaya sürülen turuncu seçenekle dağılış ve yok oluşa sürüklenmek mi, doğruluğu binlerce kez test edilmiş kırmızı beyaz seçenekle sonsuz kadar bu coğrafyada var olmak mı?