UKRAYNA’NIN BAŞINA GELENLER KİMLERE DERS OLMALI
Av. Hüseyin Özbek
Batı ile Rusya arasındaki çekişmenin kurbanı Ukrayna’dan kimler hangi dersleri çıkarmalı? Hiç kuşkusuz, ders çıkarması gerekenlerin başında Ukrayna halkı geliyor. Batı kurgulu turuncu kalkışmanın ülkeye yaşatacağı felaketi, Rusya ile savaşın getireceği parçalanmayı öngöremeyen çapsız liderlerin peşine takılmanın ağır faturası Ukrayna halkından tahsil edilecek. Hedef ülkelerde, sıranın kendilerine gelmesini bekleyen geleceğin Zelenskilerinin de karikatür liderlerin, misyonları bittiğinde nasıl ortada bırakılıverdiklerinden ders almaları gerekiyor. Bir gün Zelenski’den, ertesi gün Putin’den yana yatan, bir gün Montrö’yü beğenmeyen, ertesi gün Montrö’ye toz kondurmayan siyasi tarih ve reel politik cahili kimi yöneticilerin de alması gereken dersler var.
Rusya Ukrayna Savaşının teolojik boyutunu dikkate almaması bir yana, mekancı durumuna düşmesine yol açan derin aymazlığımıza ilişkin bir hatırlatma ile ders alması gerekenler listesine ülkemizi de ekleyelim. 5 Ocak 2019’da Fener'de düzenlenen törenle Bartholomeos, Ukrayna Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Epifaniy'e, Ukrayna Ortodoks Kilisesine "Otosefali" kazandıran "Tomos" kararnamesini takdim etmişti. Senaryosunun emperyalizmin yazdığı, saha uygulaması Fener Patriği Bartholomeos’a verilen teopolitik kumpastan söz ediyoruz. 6 Ocak’ta Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko ve eşi Marina Poroşenko'nun Patrikhane bahçesindeki Aya Yorgi Kilisesindeki ayine katılımının, Rusya Ukrayna savaşına teolojik katkısını akıl edecek devlet aklından yoksunluğumuzu bir başka yazıya bırakıp, makalemize devam edelim.
Batı’nın Ukrayna’ya yönelik ilgisinin tarihsel geçmişine bakmadan yapılacak değerlendirmeler eksik kalacaktır. Yaşanmakta olan savaşın, Karadeniz’in kuzeyi, Rusya Federasyonu’nun batısı ve güneybatısında yer alan Ukrayna’nın, kimin nüfuz alanında kalacağından kaynaklandığının altını çizelim. I. Ve II. Dünya Savaşlarında, Almanya ile Rusya arasındaki en şiddetli çatışmaların yine bu sahada yaşandığını hatırlatalım.
Atlantik kıyılarından Urallara uzanacak, Almanların denetiminde tek Avrupa hayali, Germen kökenli Töton Sövalyelerinden günümüze farklı terimlerle özünde değişmeden devam edecektir. 19. Yüzyıl Alman yayılmacığının Drang Nach Osten terimi, Hitler döneminde Lebensraum ( hayat alanı ) olarak tanımlanacaktır. Batı emperyalizminin, Rusya’yı Polonya ve Ukrayna tamponuyla çevreleyip, Karadeniz’den izole etme stratejisinin tarihsel köklerini burada noktalayıp günümüze dönelim. Batının Ukrayna’yı nüfuz alanına dahil etme hayaline Rusya’nın sert yanıtı, askeri güce dayanmayan niyet, söylem ve girişimlerin sonuçsuz kalmaya mahkum olduğunun ibretlik örneği olarak tarihteki yerini alacaktır.
Rusya, Nato üyeliğinin gerçekleşmesiyle büsbütün batının nüfuz alanına girecek bir Ukrayna’ya asla izin vermeyeceğini sahada kanıtlamıştır. İlk yanıtı Kırım’ı Ukrayna’dan kopararak veren Rusya’nın, Donbas ( Donetsk ve Luhansk )bölgesini denetim altına alarak, Ukrayna’yı can damarlarından yoksun bırakması, sağlam bir stratejik planlamanın göstergesidir.
ABD Başkanının, Zelenski’ye, kazanma olasılığı bulunmayan savaşı kaybettiği, işi daha fazla uzatmadan, Rusya’nın koşullarını kabul etmekten başka seçeneği olmadığını alaycı ve aşağılayıcı bir üslupla söylemesinden ders alınmalıdır. Yine ABD Başkanının, Zelenski’ye yapılan parasal yardımın çok üzerinde bir rakamdan bahsetmesi, karşılık olarak Ukrayna’nın kıymetli madenlerinin kendilerine verilmesini istemesi, emperyalizmin ipiyle kör kuyulara inenlerin ibretlik sonlarını göstermektedir.